Son Yazılar

Ellerin Kalsın…

suriye3

Omzuma dokunuyor kesik ellerin
Çekme ellerini
Ama anla beni, içim titriyor.
Hızla yüzümüze çarpacak bir kapı
Anla artık
Şimdi kapıları sadece rüzgârlar açıyor.
Hadi girelim içeri
Dur, ellerin omzumda kalsın
Üşürsem onları tutarım hem
Takılma sen dediklerime
Ellerinle gülerim ben her dem

Kapandı işte kapılar
Ellerin omzumda, sen yanımda
Aslında çok uzağımda
Gelme ihtimalin ölüm gibi gerçek
Bilinmezliğin verdiği bir korku asılı hücrelerimde
Gönlüme ne zaman basacağına bir vakit tayin et
Umutlarla dokulu bir halı sereyim adımlarına
Benim coğrafyamda umut karaborsa (daha&helliip;)

Tarih: 18. 07. 2014

Yolculuğa Başlangıç….

1470031_10152921483423986_6068964981376757289_n

Mavzeri dayamıştı ağzına. Sıcak bir gece, hafif yaz esintisi. Yaz akşamlarına münhasır böcek sesleri vardı sadece. Eli titriyordu. Babasının mezarı başında, sadece bir işaret bekliyordu kendisini bu süreçten kurtaracak. İki damla yaş aktı gözlerinden. Sevdiği kızı düşündü. Ve onun cansız bedenini. Derin bir nefes aldı, ağzında mavzer. “Bitsin ulan” diye geçirdi içinden. Kapadı gözlerini. Bir sure okumak istedi. Ama cami hocası demişti ona; intiharın büyük bir günah olduğunu. Kur’an’ı o anda hatmetse faydasızdı, biliyordu. Zaten Kur’an’dan bildiği tek şey de besmeleydi. Sımsıkı kapattı gözünü, yaşlar çoğaldı. Ölüp giderken bir mavzere tutunmak, ölüme tutunmaktı. Ama yine de bir şeylere tutunmak istiyordu. “Bismillahirrahmanirrahim” dedi ve bir ses…

-Adeeeemm, Adeeemmm  kardeşimmm

Mavzeri çıkardı ağzından. Tükürdü damağındaki pasın tadını. Sessizce “Nusret, gardaşım” diye fısıldadı.

-Adem Allah aşkı için dur.

-Yanaşma Nusret, öte dur. (Adem’in iç sesi; gel ulan Nusret, gel de al şu namussuzu elimden)

-Ayıp ulan ayıp. Nereye gidiyorsun lan ödlek insanlar gibi. Ne yaşadın ki böyle it gibi ölmeyi dileyecek. Köyünü, insanlarını bırakacak ne yaşadın… (daha&helliip;)

Tarih: 03. 07. 2014

Mahkûmiyet Çorbası Tarifi

masa

Bu böyle gidecek sanırım. Hep böyle gidecek…
Devamlı bir oluş içinde bulunupta, hiçbir şeye yaramayan işler yaptığının farkında mısın? Peki, işe yarayan birkaç şey söyler misin? Hapsolduğun bedeninde saçların, gözlerin, sesin daha güzel olsa ne değişecek? İstediğin zaman kapıdan çıkıp tekrar dönemeyeceğine göre… Vücudunu kontrol etmen, ona sahip olduğun anlamına gelmez. Bedenine mahkûmsun!

Yağmur beklemek… Aşk soyunur yağmur yağınca. Nefesinden soğuk bir duman çıkar, sokak lambaları pus olur. Nasıl geldik buraya?

Kime faydası var okuduğumuz kitaplarımızın? Öğle arası yine nohut yemeği yiyeceğiz. Ne kadar paramız olsa da, menüde o her zaman olacak. Olmasa da idealar dünyasında var olacak. Nohut yemeğine mahkûmsun!
Ya genel tuvaletlerin kapısındaki pipo resmi? İçeride sigara içmek yasak. Bundan, sigara içilmez ama pipo içilir mi? Yoksa pipo içen insanlar buraya girebilir mi, anlamalıyım? Sigaramın kalmadığının farkına vardım… Anlaşılmazlığa mahkûmsun! (daha&helliip;)

Tarih: 29. 06. 2014

Kıssadan Hisset

   Kendimle çeliştiğim doğrudur. Bir çok konuda. Doğrularım eyleme geçtikten sonra yanlışlarım olabiliyor

“Sen haklıydın , kaçmalıydı buralardan

Göze çarpmadan, kimselere göz kırpmadan

Kalabalık ya da tenha, ayrım yapmadan

Kaçmalıydı buralardan, sen haksız çıkmadan.”

   Her şeye gülmemeliyim mesela. İçinde tarifi anlamsız bir boşluk varken bilmem kaç kasını harekete geçirip dudaklarını germek niye? İnsanları bu şekilde kandırmak da hoş değil ama münasip.

“Oysa kar taneleri,

Hafiften yağar ya..

Ne de yakışır saçlarına.

Günün ilk ışıkları

Okşarken yanaklarını

Oturup izlesem ya..

Seyir zevki yüksek bir manzara”

(daha&helliip;)

Tarih: 25. 06. 2014

Kapanmayacak Bi’parantez: Yağma Yok Dedi ve Göçtü Kaptan

 

 

 

” Hayal ülkeleri yolunda, haziran böcekleri yanar sönerdi. Korkular arkamda, yolun sonundaki ışık noktacıklarında umut, babamın getireceklerini, Eldorado’nun bir çağla erikte ısırılabilecek buruk ve hoş lezzetini beklerdim. “

                                                                                                      Bahaeddin Özkişi, Göç Zamanı

 

 

 

 

 

Hiç te öyle vikipedik bilgiler döşenme niyetinde değilim. Bilen bilir; bilmeyen de haline yansın. Bazen, erken olur bazı şeyler derlerdi de inanmazdım. Bende böylelikle inandırıldım. Zaten hak ne vakit vaki olsa; o vakit bana göre hep erken olacaktı ya, neyse. Size göre de öyle olsun Sn. Kamuyo. Bu, daima böyle olsun. Hakkıdır zira. Hasılı, Hariçten Gazelciler isimli müzik grubunun ızdırap sahibi, üretken ve yoğunluğu yüksek Kaptan’ı Ömür Kılıçaslan’ın; mucidi olduğu “Çağlamasıyla” beraber bilgisini henüz öğrenemediğimiz aleme; çağlamak üzre yola çıktığı haberini vermek istedim sadece.

Bakabiliyorsanız bakın başınızın çaresine artık!

 

 

 

 

 

 

Tarih: 23. 06. 2014

İlkeleri Kuşatılmamış Şiir

Dur, şurada akşamdan kalan yarım saatlik uykum var.
Zehretme! Bilmiyorum o meseleleri.
Gözlerimle girmişim derde, bir de sen üstüne,
Tamam, ağlama, anlatırım bir perde.

Önce kuşatır seni baştan aşağı karanlık,
O kavramadan seni, tutmalısın nefesini.
Korkularından vazgeçeceğin kadar uzun,
Güven duyacağın kadar da zifiri.

Sonra suyun intiharıdır, senin hayat sebebin,
Düşen her yıldırım, rastlayacaktır bedenin,
Üşüyüp, kuruyup mahçup olunca dilin,
Kelimeler çürüyecek, dökülüp kum olacaklar.

Berduş değilsin, baksana zincirine?
Verilse kanatların, uçar mısın? Söyle!
Şefkati yazma, sınama; belki varoluşuna sebep,
Suyumuza karışmamalıydı, tek damla mürekkep.

Merhametini dert etme, o hep şu dağın ardında,
Kör olan sen değilsin, senden gayrı her nokta,
İki gözünün arası, belki biraz daha yukarda,
Esir almadan seni, teslim ol. Kıpırdama!

Bilirsin, zamanı hapsedemez gizlersin.
Sonra gölgelerini sarıp, tekrar izlersin.
Süreçlerini açıklamak mümkün olmadığı için,
İki ucu birbirine bağlı, uzunca bir sicim.

Sabitsiz hareket olmaz, hareketsiz de zaman!
Dişlilerine dikkat et sıkışma, aman!
İki tarafını dışarıdan sırladığın an,
Aynılar birlikte, bir olup susacaklar

Dur, şurada uykumdan ne çok çaldın!
Beni dipsiz bir kuyuya ipsiz saldın…
Ne gözlerimde perde ne de gözlerim bende,
Sorularını yine soruya soracaktın.

Tarih: 19. 06. 2014

Psişik Mevzuular 38, ” Lâ Rahate Fîd Dünya Kovboy! “

                                                                                                                      Bekleyecek bi’şeyi olmayanlara, kalmayanlara…

Semt sakinleri tarafından isabetli bi’unutkanlıkla kaybedilmiş parkın pek’bi asık suratlı bankında Ankara stili* ile oturmuş, not defterinin ırzına halet-i ruhiyesinin kamışı ile geçiyordu ki son model zembili ile tepesinde bitiverdiğini ancak fark edebildi. ” Yazık ” dedi ve oturdu, destursuzca. İstanbul stili** ile hem de… Asabı bozulmuş, uzleti sekteye uğramış, bütün aurası ürkmüştü. Ne yeri ne de zamanıydı. Kalksındı ve gitsindi. Yav, s.ktir olsundu gitsindi işte. ( İnsanı huzursuz eden, o sessizlikle örtülü gergin bekleyiş anlarını bilirsiniz Sn. Kamuoyu. Bu andan itibaren 3 saniye tutun)

- Birazdan s.ktir olup gideceğim elbet, ama nedir sizin derdiniz evlat?

(daha&helliip;)

Tarih: 15. 06. 2014

Tüm Durumlar Sabit

386881_10201027370434853_540085478_n
Zannediyoruz ki; kışın soğuktan ölenler
Yazın hakikaten yaşıyorlardı…
Hâlbuki ekonomiye hiçbir faydası yoktu
Donarak ölen bir bebeğin,
Enflasyon sepetindeki katı meyve sıkacağı kadar.

Durdurun artık, artmasın daha fazla gelir
Artıkça ağırlaşıyor,
Düşerse rezil oluruz, yerler hep kir
İşte köşede ölüyor biri
Sebebi başına düşen milli gelir (daha&helliip;)

Tarih: 14. 06. 2014